Tedarik zinciri ve lojistikte büyük veri

Bilgi ve iletişim teknolojisi göz kamaştırıcı bir hızla gelişmekte, her geçen gün gelinen nokta artık biz insanları eskisi kadar şaşırtmamaktadır. Bu ivedi büyümeyle birlikte 21. yüzyılda ekonomimizi ve hayatımızı önemli ölçüde değiştiriyor. Çünkü artık veri, işletmeler için mücevher değerinde. Hatta yeni petrol! Birçok araştırma, işletmelerin rekabet avantajlarını korumaları için teknolojinin benimsenmesinin en önemli araç olduğuna işaret etmektedir. Yapılan araştırmaların bir örneği Coupa Supply Chain Gartner ’ın raporu. Avrupa için hazırlanmış raporda, firmaların esneklik ve çeviklik yetilerinin gelişiminin yeniliği destekleyen teknolojiye yatırım yapmaktan geçtiği belirtiyor. Hayatımızın bir parçası haline getirilmiş, getirilmeye de devam edilen bilgi ve iletişim teknoloji; üretimde dijitalleşme ve otomasyon baskısının artmasıyla birleştiğinde, lojistik faaliyetlerin ve tedarik zincirlerinin de iyileştirilmesi için pek çok fırsatlar sunmakta. Büyük Veri’yi kullanmak, "olması güzel" bir özellikten "olmazsa olmaz" bir özelliğe dönüşüyor. Bu çerçevede sürdürülebilir bir sektörün olmazsa olmazlarına kısaca bakalım.

Yapay ve Artırılmış Zekâ: Artırılmış zekâ, insan ve makinenin işbirliği olarak tanımlanabilir. Daha basit bir ifadeyle yapay zekânın rutin görevleri gerçekleştirme fonksiyonuyla insanın bilişsel performansını desteklediği bir ortak çalışma modelini ortaya koymakta. Burada amaç insan zekâsının yerine yapay zekânın geçmesi değil, yapay zekânın iş süreçlerine sağlayacağı performans desteğiyle insanların yaratıcılığını, verimliliğini ve inovasyon yeteneğini artırmaktadır. Bu şekilde gerçek zamanlı karar verme hataları azaltırken maliyeti düşürür. Mckinsey araştırmasına göre, lojistik endüstrisi yapay zekâyı çoğunlukla hizmet operasyonları, ürün ve hizmet geliştirme, pazarlama ve satış ve tedarik zinciri yönetimi olmak üzere 4 iş fonksiyonu üzerinde kullanmakta. Yapay zekâ için belirtilen bu 4 iş fonksiyonu ise lojistik süreçlerinin %87'sini kapsıyor. Mckinsey, lojistik süreçlere yapay zekânın dâhil edilmesi ile yılda yaklaşık 2 trilyon dolarlık artı değer yaratılabileceğini öngörüyor.

Son mil teslimat robotlarından sürdürülebilirlik çözümlerine, depo otomatik toplama sistemlerinden, tahmine dayalı en uygun şekle sokma yazılımlarına kadar, yapay zekâ lojistikte büyük bir fark yaratıyor. Örneğin MarineTraffic’i kullanarak uydu verilerine dayalı dünyadaki her gemi için gerçek zamanlı konum bilgisine ulaşabiliyor ve Tahmini Varış Süresi (ETA) hakkında öngörüler yapabiliyoruz. Buradaki tüm bilgileri yapay zekâ ile sentezleyerek üretilen bilgileri operasyonel kademeye, doğru zamanda ve yerde iletebilmek mümkün. Kısacası, e- posta yoluyla değil, etkin kararların alındığı ve bu yolla operasyonel kademeye doğrudan yön verildiği destek mekanizmaları ile süreçlerin yönetilmesi mümkün hale gelmekte.

Dijital İkizler: En heyecan verici lojistik teknolojisi trendlerinden biri olan dijital ikiz; bir ürünün, prosesin veya hizmetin sanal bir modeli. Tedarik zincir ve lojistik de süreçlerin bir aynası gibidir. Ürünlere, makinelere ve hatta tüm iş ekosistemlerine uygulanan dijital ikizler, toplanmış olan veri ile bugünü (mevcut durumu) optimize edebilir ve hatta gelecekteki performansı tahmin edebilir. Lojistikte dijital ikizler, konteyner filolarının yönetimi, sevkiyatların izlenmesi veya lojistik sistemlerinin tasarımı dâhil olmak üzere tüm değer zinciri boyunca çeşitli uygulamalarda kullanılabilir.

Örneğin Hollanda Rotterdam Limanı, operasyonel verimliliğin iyileştirilmesine yardımcı olacak bir dijital ikiz oluşturmak için IBM ile birlikte çalışıyor. Bu gibi durumlarda dijital ikizlerin kullanılması, fiziksel testlere olan ihtiyacı azaltmakta ve operasyonları daha verimli yürütebilmeye imkân tanımaktadır.

Gerçek Zamanlı Tedarik Zinciri Görünürlüğü: Tedarik zincirlerini hiç olmadığı kadar karmaşık hale geldiği pandemi döneminde bu karışıklığı bertaraf edecek teknolojilerden biri de gerçek zamanlı tedarik zinciri görünürlüğüdür. Müşteriler tarafından ihtiyaç haline gelen veri, gerçek zamanlı tedarik zinciri görünürlüğü ile karşılık bulmakta.

Sipariş süreci, envanter ve tedarik zincirinde ortaya çıkabilecek aksamalar ile ilgili gerçek zamanlı verilere erişme yeteneği sunmaktadır. Bu iç görü düzeyine ulaşmak için; gerçek zamanlı telematik veri toplama, TMS (Taşıma Yönetim Sistemi) , WMS (Depo Yönetim Sistemi) , OMS (Sipariş Yönetimi Sistemi) ve ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) ve müşteri portalı uygulamalarının kusursuz entegrasyonu şarttır. Bu alandaki en güncel örnek, Hapag-Lloyd’un, yeni gerçek zamanlı konteyner izleme sistemi için IoT startup Globe Tracker ile olan işbirliği.

seyda-tablo.jpg

Blockchain: Blockchain Technologies'in yeni ana akım olabileceği diğer bir alan da tedarik zinciri yönetimi. Çok karmaşık bir ağ yapısına sahip tedarik zinciri yönetimi sürecinde blockchain, iş ağındaki işlemlerin kaydedilmesinde, varlıkların takip edilmesinde paylaşılan ve üzerinde değişiklik yapılamayan bilgisayarlar arasında eşzamanlı etkileşimin sağlanmasında önemli katkılar sunmaktadır. Blockchain, tedarik, nakliye yönetimi, takip ve izleme, gümrük işbirliği ve ticaret finansmanı dâhil olmak üzere bir lojistik firmasının tüm paydaşlarıyla hassas verileri paylaşmasını çok daha kolay hale getirebilir. Bir gümrük belgesinde veya para transfer işlemlerinde, değişiklik yapılıp yapılmadığını anlamak için geçmişe yönelik tüm belgeleri kontrol etmek yerine blockchain kütüphanesine bakmak yeterli olmakta. Lojistik şirketlerinin blockchain teknolojisini tamamen benimsemesi için İlk olarak, verilerini dijitalleştirmesi ve standartlaştırması gerekiyor. Ardından, sektör çapında standartlar uygulandıktan sonra şirketler, standardı paylaşılan blok zinciri ortamında kullanmak için tedarik zinciri ortakları ile birlikte gerekli olan ekosistemi oluşturmalı. Bu ekosistemin çıktıları ise verimlilik, değişmez izleme, güvenlik, diğer teknolojilerle kolay entegrasyon, otomatik akıllı sözleşmeler ve ödemeler, ve performans geçmişini izleme. Dünya Ekonomik Forumu'na göre, blockchain teknolojilerinin tedarik zincirine entegrasyonu ile zincirdeki engelleri azaltmak, küresel gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYİH) yaklaşık %5 ve küresel ticareti %15 arttırmak mümkündür. Dünyanın en büyük konteyner nakliye şirketi Maersk, IBM ile birlikte, uluslararası yük taşımacılığını gerçek zamanlı olarak izleyen bir blok zinciri sistemi ile deniz taşımacılığını kolaylaştırmak için bir girişim başlattı bile.

Bir başka örnek ise Çinli dev Alibaba… Her zaman blockchain çözümlerini benimsemenin öncüleri arasında yer alan. Alibaba, yan kuruluşu Lynx International aracılığıyla, sınır ötesi lojistik operasyonlarındaki bilgileri izlemek için blok zinciri teknolojisini sistemlerine entegre etti. Sistemleri artık üretim, nakliye, gümrük, muayene ve herhangi bir üçüncü taraf doğrulaması ile ilgili ayrıntılar gibi değişmez bir gönderi bilgileri kaydına sahip.

Veri Standartları ve Gelişmiş Analitik: Lojistik ve tedarik zinciri sektörü endüstrinin duayenleri temel zorluklarının şu şekilde olduğunu paylaşıyor:

  • Hızla değişen müşteri talebine ayak uydurmak,
  • Gecikmeler ve aksaklıklar ile başa çıkmak,
  • Verimsiz planlama,
  • Otomasyon eksikliği,
  • Artan maliyetler (ulaşım, işçilik vb.),
  • Satış kanallarının çeşitliliği ve
  • Silolanmış veriler ve görünürlük eksikliği ile sonuçlanan karmaşık yapı.

Tüm bu zorlulukların ortak noktası ise veri. Temel ihtiyaç ise çok iyi bir müşteri verisi. Mükemmel müşteri verileri olmadan mükemmel müşteri hizmeti sağlamak imkânsızdır. Mükemmel veri, verilere bütünsel bir yaklaşımla iç görüler elde etmeye ve şirket gelişimini desteklemek için verilere dayalı kararlar almaya olanak tanır. Örneğin, Digital Container Shipping Association'ın ortaya çıkışı sayesinde, nihayet konteyner taşımacılığında yeni veri standartları oluşturuluyor. DCSA'nın misyonunu, denizcilik sektörünü hem müşteriler hem de nakliye hatları için daha verimli hale getirmek amacıyla dijitalleşme ve birlikte çalışabilirlik için ortak bilgi teknolojisi standartları oluşturmaktır.

  1. yüzyılın başlarındaki iş modellerinin değişim hızı ile son 10 yıldaki değişim arasında çok ciddi fark olduğuna şahitlik ediyoruz. Bilgi yoğunluğunun 20 kat arttığı bir dünyaya şeffaflığı vaat eden veri, tartışmasız devrim niteliğinde olma potansiyeline sahip. Enformasyon hızı, hızlı karar alma ihtiyacını da beraberinde getirmekte. Gerek karar mekanizmalarının istenilen çevikliğe ulaşması gerek ise veri temelli teknolojilerin adaptasyon başarısı, kurumların iş yapış şekillerini yeniden nasıl dizayn edeceklerine ve geliştireceklerine bağlıdır. Bu yüzden gelecek için değişim kaçınılmaz…

ŞEYDA ERDEM
Öğrencilerin Sesi Proje Lider Yardımcısı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi - Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü Öğrencisi

KAYNAKÇA:

Bu yazı toplam 540 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.